Çocuklar bebekliklerinden itibaren yakın çevreleriyle ilgilenmeye başlarlar, çevrelerindeki kişilerle anlaşmak için bir iletişim sistemi geliştirirler. Duygularını göstermek için çeşitli yollar bulurlar. Oyun çağında çocuklar önce diğerlerinin oyunlarını uzaktan izler daha sonra onların yakınında ama onlarla beraber olmadan oynamaya başlarlar ve sonraki dönemde diğer çocuklarla birlikte oynamaya başlarlar. İhtiyaçlarını ve isteklerini dile getirmeye, paylaşmak, sıra beklemek gibi beceriler kazanmaya ve problemlerini çözmek için kelimeleri kullanmaya başlarlar. Kendine güven duyguları da gelişmeye başlar. Başkalarına saygı göstermeyi ve empati kurmayı, duygularını kontrol etmeyi öğrenirler.
Sosyal yaşamda insanlarla bir arada yaşarken “iletişim” olmazsa olmaz unsurlardan biridir. Diğerlerinin duygularını, hislerini ve ihtiyaçlarını anlayabilme yetimiz yani empati kurabilme becerimiz sağlıklı iletişim kurmamızı kolaylaştırır. Çocukların sosyal yaşama kolay adapte olmalarını sağlamak için onlara insanların hissettikleri hakkında duyarlı olmayı öğretmek çok faydalı olur. Bunun en iyi yolu çocuklar farklı duyguları ve ifadeleri fark etmeleri için olanaklar sağlamak, sosyal ilişki ağının olduğu ortamlarda sıkça bulunmalarını sağlamaktır. Empati, bebeklerde ilk dört aydan sonra en somut haliyle gözlemlenmeye başlasa da çocuklar büyüdükçe daha soyut bir hal almaya başlar. Siz onlara güldükçe bebeklerin de size gülücükler atması empati duygusunun en ilkel ve basit haline örnek verilebilir. Bir bebeğin diğer bir bebeği ağlarken duyması ve kendisinin de ağlamaya başlaması erken görülen empati kurma örneklerinden bir diğeridir. 3 yaş civarındaki çocukların yanlarında üzülen, ağlayan yetişkinlere sevdikleri eşyaları, kendileri üzüldüklerinde teselli buldukları ayıcıklarını, emziklerini getirdikleri görülmüştür. Bu yetişkinin duygusunu anladıklarına ve hissedilen duyguyu gelişen empati kurma yetenekleriyle cevapladıklarına örnektir. İste hayat boyu ihtiyaç duyulan bu becerinin içgüdüsel olarak ortaya çıkıp deneyimlerle şekilleneceği çocukluk döneminde; çocuklara duygularını açıklamaları için fırsatlar vermek – dinlemek, yargılamamak, cezalandırmamak – olumlu ve olumsuz duygularını koşulsuz kabul edeceğimizi göstermek bu alandaki becerilerin kazanımını kolaylaştıracağı gibi pekişmelerini de sağlayacaktır.
Çocuklar çok güçlü duygulara sahiptirler, çok sevdikleri ya da hiç sevmedikleri şeyler vardır. Bu iki durum arasında pek bulunmazlar bunun bilincinde olmak onların vereceği bazı duygusal tepkileri anlamlandırmamızı kolaylaştıracaktır. Çocukların zaman zaman anne-babaları tarafından dengesizlik olarak adlandırılan, duygusal iniş çıkışlarından kaynaklanan olaylar karşısındaki şiddetli emosyonel tepkileri, duyguları uçlarda yaşadıkları bu dönemin özelliklerindendir. Zaman içinde duygusal olgunluğa erişerek ve anne-babanın duygusal reaksiyonlarını izleyerek, model alarak uygun zamanlarda uygun tepkileri göstermeyi başaracaklardır. Duygusal olgunluğa erişmelerini hızlandıracak olan ailer bireylerinin duygularını ifade etme becerisi ve şeklidir.
Duyguların İfadesi
Çocuğunuz size bir şeyler anlatmak istediğinde ve en önemlisi kendi duygularını sizinle paylaşırken onu mutlaka dinleyin. Düşünce ve duygularına önem verildiğini anlayacak, başkalarının düşünce ve duygularına daha duyarlı olması kolaylaşacaktır. Daha sonraki seferlerde kendi duygularını açıklayabilmek için cesaret kazanmış olacaktır. Sizinle bir sorununu paylaşırken asla konuyu değiştirmeyin ve geçiştirmeyin bu yaklaşım size duyduğu güveni sarsabilir ve benzer zamanlarda duygularını paylaşmasına engel olabilir. Çocuğunuz size sorununu anlatırsa sorunu onun tarafından görmeye çalışın, ona yardım etmeye çalışın. Her seferinde çözüm yoluna göstermek de doğru olmayacağından ona çözüme giden ipuçlarını verebilirsiniz.
O size duygularını anlatmasa da siz onu duygularla ilgili kurduğunuz bir sohbetin içine çekmeye çalışın. Olayları anlatarak ona bu olaylar esnasında ne hissettiğini sorabilirsiniz. Siz de kendi duygularınızı ve düşüncelerinizi çocuklarınıza aktarın, yaşadığınız duyguyu anlamasına yardım edin. Siz kendi duygularınızı isimlendirerek duyguları ona tanıtır ve aktarırsanız hem hangi olaylar karşısında nasıl duygular yaşanmasının normal olduğu konusunda deneyimler kazanacak hem de benzer hallerde benzer duygusal reaksiyonları sergilemek için cesaret kazanmış olacaktır. Çocukların kazanmasını istediğiniz tüm diğer beceriler gibi duygular konusunda da onlara model olarak, rehberlik ederek süreci hızlandırabilirsiniz.
Oyunlar paylaşma duygusunun yerleşmesine vesile olurlar. Başkalarının haklarına saygı duymak, kazanan kaybeden olmak gibi süreçlerle baş edebilmek, beklemeyi öğrenebilmek için vesile olurlar. Çocuklarla oyun oynamak onları mutlu edip, onlarla kaliteli zaman geçirmenizi sağlayabileceği gibi bahsedilen davranışların edinilmesi açısından da önemlidir. Arkadaşlarıyla kurdukları oyunlarda zor durumda olan, kaybeden, düşen, incinen, haksızlığa uğrayan arkadaşla empati kurabilmelerine olanak sağlar. Grup oyunlarında arkadaşlarla birlikte üzülmek ya da sevinmek benzer duyguları paylaşma becerisinin edinilmesi için faydalıdır. Yine oyun ortamında çocuklar kendi duygularını çözümleyebilmeyi ve sözel olarak aktarmayı öğrenirler.
Televizyon seyrederken çizgi film karakterlerinin, oyuncuların yaşadıkları duygular üzerine konuşmak ve sohbet esnasında çocuğunuzla beraber neden-sonuç ilişkileri kurarak duyguların sebebini bulmaya çalışmak duyguların ifadesi konusundaki becerilerin gelişmesine fayda sağlayacaktır.
Duygu kartları çocukların çeşitli duyguları fark etmelerine yardımcı olabilirler. Hazırladığınız duygu kartlarını çocuğunuza göstererek farklı duyguları tanımasını ve kendisinin yaşadığı benzer duyguları ifade etmesini kolaylaştırabilirsiniz. Gösterdiğiniz bazı kartlardaki duyguları birlikte taklit ederek farklı duyguları oyun içinde yaşatarak öğrenmesini sağlayabilirsiniz.
Çocuğunuza anlattığınız hikayeler, okuduğunuz kitaplar da duygularını ifade etmesine yönelik de fayda sağlayacaktır. Kitaplarda yer alan kahramanların duygu ve düşüncelerini sözelleştirmeniz çocukların başkalarının duygularını anlaması, duyguları isimlendirebilmesi için iyi bir yoldur.
Duyguların birçoğu anne-baba ve yakın çevreyle kurulan ilişkiler sayesinde gözlemlenip benimseneceği gibi arkadaşlar bu konudaki deneyimlerin arttırılması için bir dolu fırsat sunarlar. Özellikle empati ve paylaşma duygusu okul yaşantısının başlamasıyla hızla öğrenilir. Çocuklara arkadaşlıklar kurabilecekleri ortamlar sağlamak çok önemlidir. Bunu sadece anaokuluyla kısıtlamamak gerekir. Sürekli aynı parkta oynamaya giden bir çocuk orda sürekli aynı çocuklarla bir arada bulunarak kendine yeni bir sosyal ortam kurma imkanını daha yakalamış olabilir.
Uzm. Klinik PsikologSelin Aktaş
Sayfa Özeti: Çocuklarda Sosyal Duyusal Gelişim
Anahtar Kelimeler: